KIRTILOĞLU DERGÂHI (1884) (PİRİ SÂMÎ HAZRETLERİ)
Tahi (k.s.) Hazretleri'nden icazet alan Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri Erzincan'da, dergâhını kurma kararı alır ve konuyu dedesine açar. Dedesi; "Allah yoluna tüm malım feda olsun sen insanlara hizmet etmek istiyorsun, arazimden bir bölümünü satarak senin dergâhı yapmana yardımcı olacağım" der ve bir bölüm arazisini satarak Piri Sâmî (k.s.) Hazretlerine parasını verir. Bu parayla eski Erzincan (1939 depreminden önceki Erzincan'ın yerleşim yeri) da bir arazi satın alarak dergâhını kurar.
Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri'nin sohbetlerine akın akın insanlar gelir. Ancak
Piri Sâmî (k.s.) Hazretlerinin ilminden ve ününden rahatsız olan bazı guruplar;
"'O şeyhin dergâhına gitmeyiniz, gidenler deliriyor" gibi lâflar üretirler.
Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri'nin ününü
Erzincan ve civarında duymayan kalmamıştır. Mürşidi Tahi (k.s.) Hazretleri'ne
yazdığı bir mektupta "Bir ayda on beş köy tarikatımıza girmiştir. Haftada on beş
kişi tarikatımıza girmektedir." Mektuptan da anlaşılacağı üzere Piri Sâmî (k.s.)
Hazretleri'nin büyük bir kalabalık müridi vardır. Erzincan'daki hocalardan
bazıları Sâmî (k.s.) Hazretleri'nden rahatsızlığı hat safhaya ulaşmış ve
dördüncü kolordu komutanı Müşir Zeki Paşaya giderek "Efendim Şeyh Sâmî (k.s.)
Efendi geldi geleli halkımızın huzuru kaçtı, ne hikmetse o dergâha gidenlere bir
haller oluyor. Sizden ricamız Padişahımız Abdulhamit Hana bu durumu iletseniz."
Hocaların şikâyetini Padişaha yazmaya
niyetlenen Müşir Paşa gördüğü bir rüya üzerine niyetinden vazgeçer. Konuyla
ilgili şu menkıbe anlatılmaktadır:
"Müşir Paşa şikâyetin olduğu gece
rüyasında Piri Sâmî (k.s.) Hazretlerini kendisiyle konuşurken görür. Gece saat
3'te uyanarak yaverini çağırır ve arabasının hazırlanmasını emreder. Arabaya
binerek Kırtıloğlu dergâhına Sâmî (k.s.) Hazretlerinin yanına gider, dergâhın
kapısına vardığında Piri Sâmî (k.s.) Hazretlerinin beklediğini görür ve şaşırır.
Sâmî (k.s.) Hazretleri; "Hayırdır Paşam, gecenin bu saatinde nereye böyle?" der.
Bunun üzerine Paşa "Bitmiyordun da gecenin bu saatinde kapıda ne beklersin?"
der. Bu olaydan sonra paşanın Şeyh Efendiye karşı muhabbeti artar ve dergâha
sıkça gidip gelir.
Bir gün Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri
paşaya buyurdu ki; "Dergâha her zaman gidip gelmek olmaz. Alemin nizamı bozulur,
sen az git gel gönlün burada olsun yeter." Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri'nin bu
ince teşhisi, paşanın devletin işlerini aksatabileceği endişesinden
kaynaklanmıştır.
Dergâhın kurulduğu yerde zaman içerisinde Mecidiyeke adında bir mahalle meydana gelir. Dergâhın bulunduğu yerde dergâha ait iki ev ve bir cami zaman içerisinde inşa edilmiştir (söz konusu yerler 1939 yılındaki Erzincan depreminde yıkılmıştır).
Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri, Mürşidi
Tahi (k.s.) llazretleri'yle birlikte mürşidinin çiftliği olan Tefık Köyü'ne
gider ve; "Efendim bu köy nasıldır?" diye sorar. Tahi (k.s.) Hazretleri buyurur
ki; "Efendimin köyüdür çok iyi bir köydür, suları var, çayırları var, âşıkları
var. Hoca sen yarın Erzincan'a gittiğinde; izzetler, ikramlar görürsün ve
benimle beraber gezdiğin günleri hatırlar, zevk o zevk idi, sefa o sefa idi,
hizmet o hizmet idi" dersin.
Tahi (k.s.) Hazretleri'nin buyurduğu gibi Sâmî (k.s.) Hazretleri Erzincan'da
büyük ilgi ve hürmet görüyordu. Ancak bazı gruplar bu ilgi ve hürmeti
çekemiyoıiardı.
Bir gün Erzincan'da bulunan
Erzincanlı hocalardan Baki Haba,( ' Sâmî (k.s.) Hazretleri'nin dergâhına gider
ve şöyle der:
"Sâmî Efendi elini önüme getir de
göreceğini göresin. Ihınun üzerine mübarek şöyle karşılık verir. "Ben bu
memlekete kavga etmeye gelmedim, siz büyük adamsınız, sizinle imtihan olmaya ne
haddim var."
Erzincan'da bulunan Hacı Fehmi (k.s.) Hazretleri'nin dergâhına giden bir grup
Piri Sâmî Hazretleri'ni kötülemek maksadıyla; "Efendim Kırtıloğlu Dergâhına
gidenler gerek leveccühde, hatm-i Hace esnasında ayılıp bayılıyorlar." Hacı
Fehmi (k.s.) Hazretleri buyurdu ki; "Şeyh Abdurrahmanı Tahi (k.s.)
Hazretleri'nin bu zatlar üzerinde mutlaka bir tasarrufu var. Kendisi şimdi
muhibdir. Allah (c.c.) âşıklarındandır, onun şevk ve aşk ateşi müridlerine
yansımakta olup tahammül ( (*)Haki Baba Erzincan'da o dönemde görev yapan
bir cami imamıdır.) edemeyenler de bağırıp çağırıyorlar, ne vakit HABİB olursa (kendisi
sevgili makamına erişirse) müridlerinde o hâl kalmaz.
Bir gün bir zat Sâmî (k.s.)
Hazretleri'nin müridleriyle karşılaşarak; "Ben sizin şeyhinize inanmıyorum. Eğer
himmeti varsa beni bu inkarcılıktan vazgeçirsin, kendisine cezbetsin (çeksin).
Söz konusu zâtın konuşmasını müridleri Sâmî (k.s.) Hazretlerine iletirler.
PİRİ SÂMÎ (k.s.) HAZRETLERİ BUYURDU
Kİ; "Gidiniz o zâta söyleyiniz ki, bizde himmet yoktur, bizi buraya yüksek
himmetli bir pir göndermiştir, himmet onun himmetidir ki pek yücedir. Himmetini
bizim vasıtamızla buralara taşımıştır. O himmetten (ruhanî, manevî imdad)
hissedar olmayan yoktur. Ama ne var ki, herkes bir türlü hisse kapar o adam da o
himmetten kabiliyetine göre münkirlik (inkarcılık) kapmış, vücut (varlık)
perdesinde kalanların hissesine münkirlik isabet edip kemiklerine işlemiştir.
Çıkması çok zordur. Bir adam şeyhinden himmet isterse, benim marifetim benim
muhabbetim var, ben böyleyim ben şöyleyim. derse o adam Allah (c.c.) bilmiyor
demektir."
MÜRŞİDİNİN YANINDAKİ DURUMU
Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri mürşidi
Tahi (k.s.) Hazretlerrni tanıdıktan sonra adeta dünyaya sırt dönmüştür, makamını
mevkiini terk etmiş, rahatı huzuru bırakmıştır.
Soğuk kış günlerinde bile bir kilim arasında yatardı. Dersini sürekli olarak
çalışır, boş vakitlerinde dergâhı temizler, ahırda hayvanların bakımlarıyla
ilgilenirdi.
PİRİ SÂMÎ (k.s.) HAZRETLERİ BUYURDU
Kİ; 'Şeyhim ile birlikte yolda yürürken, O'ndan iki adım geride giderdim, elimi
kürkünün üzerinde dolaştırırdım."
Piri Sâmî (k.s.) Hz.'leri boş durmayı hiç sevmez, devamlı şeyhinin hizmetine
koşardı. Şeyhinin sohbetlerinde bir köşede oturarak sessizce ağlardı.
HAC ZİYARETİ
Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri iki defa
Hacca gitmiştir. İkinci llaccında 1907 yılında doksan müridiyle kara yoluyla
Trabzon'a, oradan da deniz yoluyla İstanbul'a hareket etmişlerdi. İstanbul'da
Sâmî (k.s.) Hazretlerrni kalabalık bir vatandaş topluluğu ve padişahın
görevlendirdiği bir ekip karşılamıştır. Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri iki gün
sarayda Abdulhamid'in misafiri olarak kalmış, padişah tarafından kendisine
İstanbul'a yerleşmesi teklifinde bulunulmuştur. Yine padişah tarafından "Dergâhınıza
aidat bağlatalım" teklifine Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri "Allah (c.c.)
devletimize zeval vermesin, dünyalığımız ziyadesiyle vardır" cevabını verir.
Padişahın hediyelerinden kabul ettiği 60 lira tutarındaki parayı da
Erzincan'daki fakirlere dağıtır.
Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri'nin halifelerinden; Hahlı Şeyh Abdurrahman (k.s.) Efendi sohbetinde buyuruyor ki; "İstanbul'a vardığımızda gemiyi padişahın adamları karşıladı, Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri'ni saraya götürdüler. Orada Abdulhamid Han büyük bir ilgi gösterdi. Hacılara dağıtılmak ii/cre çeşitli hediyeler verdi."
Hahlı Şeyh Abdıırrahman (k.s.) Efendi
sohbetine şöyle devam ediyor; "Hicaz'a gittik, gideceğimiz yere iki yol vardı.
Bu yolun biri çok uzak, diğeri ise yakındı.
Fakat yakın olan yolda eşkıya olduğu
ve yol kestikleri söyleniyordu endişeli idik. "Hacılar arasında tartışma çıktı "Diğer
yoldan gidelim. Selâmetli gidelim" deniliyordu.
Bunun üzerine Piri Sâmî (k.s.)
Hazretleri; "Ben, oğlum Nurettin, kayınbiraderim Abdurrahman (Hahlı Şeyh
Abdurrahman Efendi) ile kısa yoldan gideceğim" dedi.
Tüm hacılar ona eşlik ederek kısa
yoldan gitmeye karar verdiler. Yolda hiçbir hadise ile karşılaşmadan varacağımız
yere geldik Hacdan dönerken Hacı Salih rahatsızlandı.
Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri buyuruyor
ki; "Hacı Salih sen hastasın gelme. İstirahat et, iyileşince gelirsin." Bunun
üzerine Hacı Salih; "Ben iyiyim, sizinle gelmek, memleketime dönmek istiyorum"
der. Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri aynı sözünü müteakip; aralıklarla üç kez tekrar
eder.
Üçüncüde de aynı cevabı alır. Ve bu
şekilde yola devam ederler. İkinci konaklama yerinden sonra Hacı Salih Hak
Rahmetine kavuşur ve toprağa verilir.
Diğer hasta olan Hacı Halil'e Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri "Sen ne diyorsun? Gelebilecek misin?" der. Hacı Halit; "Efendi eğer ölürsem buradan daha iyi yer mi var? Yok, eğer iyileşirsen kadın değilim çıkar gelirim" der.
Ve Hacı Halit orada kalır, Piri Sâmî
(k.s.) Hazretleri, Hacı Halit'in cevabından çok memnun kalır. Hacı kafilesi
Erzincan'a döner ve aradan bir ay geçtikten sonra Hacı Halit'in vefat ettiği,
orada toprağa verildiği haberi gelir.
Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri Hac ziyaretinden önce Mekke Emiri tarafından
karşılanmış kendisine Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.)
Efendimizin kendilerinde mevcut bulunan Sakal-ı Şerifinden bir parçası hediye
edilmiştir. Sakalı Şerif, Sâmî (k.s.) Hazretleri'nin torunlarından Tuncer
Kırtıloğlu tarafından muhafaza edilmekte, her yıl Ramazan ayında ilimizdeki
camilerde ziyaret edilmektedir.
NURŞİN'E (GÜROYMAK) ZİYARET (1885)
Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri 1885
yılında mürşidi Tahi Hazretlerini Nurşin (Güroymak) on beş kişilik bir kafile
ile ziyarete gider. Kafile hareket etmeden önce, Erzincan'da bulunan hocalar
Tahi (k.s.) Hazretlerine, Sâmî (k.s.) Hazretlerini öven bir mektup gönderirler.
PİRİ SÂMÎ (k.s.) HAZRETLERİ BUYURDU
Kİ;
"Tahi Hazretlerinin ziyaretine
gittiğimiz gün, efendim Erzincan'dan gönderilen mektubu verdi, mektupta şahsımla
ilgili övgü vardı. Bir de beyit yazılmıştı. Beytin sonu "Şeyh Sâmî" (k.s.) diye
bitiyordu. Ben mektubu okurken efendimin kâtibi Molla Mustafa'ya "Bu Mektubu
yazan Erzincanlı hocalara cevap yaz" dedim. Tahi (k.s.) Hazretleri'nin Erzincan
halkına hitaben göndermiş olduğu mektup, mektuplar bölümündedir. Sâmî (k.s.)
Hazretleri buyurdu ki; "Gönderilen
nektuba ve methiyeye çok canım
sıkıldı ve yırttım attım. Molla Mustafa sordu ki "Mektubu ve methiyeyi ne yaptın?"
"Yırttım" dedim. "Niçin yırttın?" dedim ki; "Ben kimim ki büyük Pir
Hazretleri'nin mübarek dergâhında adım anılsın." "Molla Mustafa Tahi (k.s.)
Hazretlerine mektubu yırttığımdan bahsetmiş. Efendim beni yanına çağırdı ve dedi
ki; "O methiyeyi ve mektubu nasıl yırttın?" Dedim ki; "Efendim bu kapıda ben
kimim ki, adım anılsın? Edebimden dolayı utanarak yırttım attım."
Tahi (k.s.) Hazretleri buyurdu ki; "Nasıl
yırttın ondan muhabbet kokuları geliyordu. Bu şeyhliği babanın evinden almadın,
niçin bilmezsin ki övgü (metih) nakışları nakış sahibine döner."
HAZRETLERİNİN PİRİ SÂMÎ (k.s.)
HALİFELERİ
1. Şeyh Beşir Efendi (k.s.)
2. Şeyh Abdurrahman Acar (k.s.)
3. Şeyh Hacı Ali Efendi (k.s.)
4. Şeyh Hacı Hasan Efendi (k.s.)
5. Şeyh Hacı Hoca Mehmet Efendi (k.s.)
'*' Şeyh Beşir Efendi (k.s.)
Hazretleri Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri'nin halkasını devam ettirmiş olup bu
halka devam etmektedir. Şeyh Abdurrahman Acar (k.s.) Hazretlerinden sonra
Halifesi Şeyh Abdurrahman güven devam ettirmiş olup, 1993 yılında vefat etmiş,
yerine halife bırakmamıştır.