SOHBETLER (4)1904
Dil (gönül)
hastadır hasta,
Bin türlü bende beste,
Bağlandı Nist-ü Heste (yani varlık ve yokluğa),
Ey gönüller tabibi
Sen Hazretin likası,
Her hastanın şifası,
Koymaz gönülde pası,
Ey gönüller tabibi.
Sen Hazretin huzuru
Zevk ve safa buhuru, (denizleri)
Verdin cihana nuru,
Ey gönüller tabibi.
Mübarek adın ey Can,
Alemlerin fahriyle hem-nam (adaş)
Ey Sâmî unvanlı Pir.
Ey gönüller tabibi.
Sevmek-sevilmek ancak,
Senden imiş muhakkak,
Allah 'in gölgesinin elhak,
Ey gönüller tabibi.
Sen merhamet kaynağısın.
Kerem (cömertlik) ummanısm,
Hem övünçler dağısın,
Ey gönüller tabibi.
Rahm 'e oldukça şayan,
Bir kulunuz da Adnan,
Onu sev, eyle ihsan,
Ey gönüller tabibi.
PİRİ SAMÎ (k.s.) HAZRETLERİ BUYURDU Kİ;
Müslüman için Yüce Allah'ı sevmek, bir de Yüce Allah'tan korkmak ve Allah'a yakın hasıl etmek (tüm şüphelerden sıyrılarak inanmak) önemlidir. Yüce Allah'ı sevmek ve Yüce Allah'tan korkmak, emirlerini tutup yasaklarından kaçmak içindir. İnsan sevdiğinin sözünü tutar, yasaklanndan kaçar. Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Allah anıldıkça, onların kalpleri korkuyla titrer." Mümin, Yüce Allah'ı ana ana (zikrede ede) gönlüne korku ve muhabbet gelir. Gönlünde korku ve muhabbet olan günah işleyemez.
"Allah-u Teâlâ hâzır ve nazırdır" demek Müslüman'ın temel inancıdır. Kalpte böyle canlandıra canlandıra; Yüce Allah'a şüphelerden uzak, sağlam inanç meydana gelir. Gönlünden dünya gider. Her neye baksa Allah-u Teâlâ'yı görür. Şair dememiş mi "Hani, Mecnun'un gözünde kim göreydi ki, yerde ve göklerde hep Leyla'nın divanı kurulmuş."
Her şey Yüce Allah'ın yaratması ve icadıyla yapılmıştır. Yüce Allah'ın her şeyde eseri vardır. Çünkü her şeyin yaratıcısı Yüce Yaratıcı olan Allah'tır. Hocanm birisi bir öğrencisine üç sene mantık okutur. Dersini anlayıp anlamadığını imtihan için der ki: "Çarşıya git, bak; Hele mantık bilen var mı?" Öğrenci gider ve sonra dönüp der ki; "Mantık bilen yoktur." Hocası üç sene daha okutur. Yine çarşıya yollar ki "Bak, mantık bilen var mı?" Yine gelir der ki; "Halk cahildir: mantık bilmiyorlar." Hocası onu üç sene daha okutur. Sonra yine çarşıya gönderir. Bu defa gelir, der ki: "Hoca efendi! Halkın söylediği sözler hep mantık. Birisi bir dükkâna geldi, sordu ki: Şu şeyin okkası kaç kuruştur? Dükkâncı, on kuruştur dedi. Müşteri, niçin on kuruş olsun? diye sordu. Dükkân sahibi, bu en kaliteli türdendir, ola'n fiyatı odur, dedi. Müşteri, öyleyse bir okka ver, dedi. Baktim ki bunların bu sözleri doğru ve büyüklük, küçüklük ve neticeden ibaret bir kıyas oldu." Üstadı, talebesinin bu sözü üzerine der ki: "Dersi yeni anlamışsın."