DOĞUMU VE ÇOCUKLUĞU
Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri 1847 yılında Erzincan'ın Selüke (Yeşilçay) Köyünde
dünyaya teşrif buyurmuşlardır. Asıl adı Muhammed, ikinci adı Sami'dir.
Dünyaya teşrif buyurduklarında birçok hâl zuhur etmiştir. Henüz memede iken bir
gün Erzincan'da ay tutulur. Ayın tutulduğu gece mahalle halkı bir araya
toplanarak dua ederler. İçlerinden biri der ki; "Helâl süt emmiş bir çocuk aya
tutulursa ay açılır." Bu bilge zatın sözü üzerine mahalle halkı harekete geçer
ve söz konusu çocuğu aramaya koyulur, Muhammed Sâmî (k.s.) Hazretleri'ni arar
bulur, aya karşı tutarlar ve ay açılır.
Diğer çocuklar gibi oyun oynamazdı, sessiz bir hali vardı. Yedi yaşında,
bulunduğu mahalledeki tekkeye gider bir köşede konuşulanları dinlerdi.
GENÇLİĞİ
İlk derslerini Erzincan Müftüsü Kiremitçi zade Salih (k.s.) Efendi'den almıştır.
Daha sonra Erzincan âlimlerinden Hacı Sâdık (k.s.) Efendinin tedris halkasından
ilim tahsil ederek icazet almıştır.
İlmini daha da geliştirmek amacıyla İstanbul'a giden Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri,
Fatih Medresesi'nde tahsilini başarıyla bitirerek Erzincan'a dönmüştür.
Yaşantısının tamamını İslâmiyet'i öğrenmek için geçiren Piri Sâmî (k.s.)
Hazretleri Erzincan'daki Kadiri şeyhlerinden Süleymaniyeli Şeyh Abdurrahman (k.s.)
Efendiden yüce Kadiri tarikatı ve Gavslık makamıyla mükerrem olan aziz asırların
kutbu Mevlânâ Şeyh Muhammed Vehbi Hayyat El Erzincanî (k.s.) Hazretlerinin
birinci halifesi Şeyh Hacı Mustafa Fehmi(k.s.) Hazretleri'nden Nakşibendî
tarikatını almış ve öğretmek tembihini almıştır.
Vuslat sarayının gül bahçelerine yönelmiş mükemmel büyüklerden Erzincanlı Hacı
Hafız Mustafa Rüştü (k.s.) Hazretleri'nden de ders almıştır.
Şeyh Muhammed Vehbi Hayyat Hazretleri'nden tarikat almış bir zat "Ben Piri Sâmî
Hazretleri büyük bir veli olacağını otuz beş sene önce keşfetmiştim. Bir vakit
mahallemizin imamını değiştirmek gerekti hükümete müracaat ettik dediler ki; "Siz
mahalle halkı olarak bir imam seçin, biz gerekeni yapalım." Bunun üzerine
mahallenin önde gelenleri bir yere toplanıp uzun danışma ve tartışmalardan sonra
Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri'ni seçip uygun buldular. Kendisinin fikrini almak
maksadıyla ve onay cevabını almak üzere ben ve birkaç kişiyi gecenin yansında
yanına gönderdiler. Gittiğimizde gördük ki bir keten tohumu yağı çırasının ışığı
karşısında dersini çalışıyordu. Biz olup biteni anlattık, dedi ki; "'Ben imamlık
edemem, pederime söyleyin kabul ederse onu götürün o hizmeti o görsün" cevabını
garip karşılamadık, zira gecenin o vaktinde ders çalışması bizleri hayrete
düşürmüştü.
PİRİ SÂMÎ (k.s.) HAZRETLERİ BUYURDU Kİ; "Tahsilim sırasında âlimlerden yaşlı ve
salih bir zâtı ziyaretle duasını rica ettim. Dedi ki; "Oğlum benim duamdan ne
gelir. Salih o ki herkesin duasını alsın. "Yani ET-TAHİYYAT'ta VE ÂLÂ
İBADİLLAHİ-S SALİHİN" Allah'ın selâmı bize ve Allah'ın salih, iyi kullarına
olsun manasındaki müminlerin dualarına dahil olan salihler zümresinden olmaya
çalış."
PİRİ SÂMÎ (k.s.) HAZRETLERİ BUYURDU Kİ; "Hacı Fehmi (k.s.) Hazretleri derdi ki,
ilim isteyen bir talebe hocasının huzurunda kitabını açıp nasıl ki satırlardaki
ilmi tahsil ederse, mürid de mürşidinin huzurunda kendi kalp kitabına bakıp
öylece huzur ilmini elde etmeye çalışmalıdır."
Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri İstanbul'da Fatih Medresesi'nde okurken boş
zamanlarında bir saat tamircisinin yanında çalışmış ve buradan aldığı parayla
geçimini sağlamıştır. Flocasının ısrarı üzerine çok kısa bir süre Tekirdağ
ilindeki bir camide imamlık yapmıştır. Fatih Medresesi'ni başarıyla bitiren Piri
Sâmî (k.s.) Hazretleri müderrislik icazetnamesini alarak Erzincan'a dönmüş ve
Erzincan'ın Üzümlü ilçesine bağlı Karakaya Beldesinde bulunan Piri Mehmet Efendi
Camisinde imamlığa başlamıştır.
Karakaya Beldesi'nde bulunan (13 Mart 1992 depreminde yıkılmıştır) Piri Mehmet
Efendi Camisinin aynı zamanda Vakıf Başkanlığını da yürüten Piri Sâmî (k.s.)
Hazretleri hafta sonları Erzincan iline gelerek Cami-i Kebir'de sohbet etmiştir.
Karakaya Beldesi'nde imamlık yaptığı tek odalı ev Karakaya Belediyesi tarafından
tamir edilmiş ve ziyarete açılacaktır. İmamlık yaptığı dönemde bir hâdise
yaşayan Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri imamlığı bırakarak Karakaya Beldesi'nden
ayrılmıştır.