SOHBETLER-(I)-1903
Bismillâhirrahmânirrahîm
(Rahman ve Rahim olan Allah'ın (c.c.) adıyla)
Hamd ve sena Allah'a (c.c.) mahsustur. Hadsiz salat onun elçisi Hz. Muhammed'e (s.a.v.) olsun. Onun ashabına ve bütün inanan kullara da rahmetler olsun. Hz. Ebubekir-i Sıddık hürmetine Mevlâ'm bizleri bağışlasın. Bizden her ne hata meydana gelir ise affetsin. Rabbim bizler gibi günahkâr kullara, lütufta bulunarak, pirleri kendi Zâtına kavuşmaya vasıta kılsın.
Piri Sâmî (k.s.) HAZRETLERİ
BUYURDU Kİ;
"Şah-ı Nakşibendi (Allah onun
aziz sırrını takdis etsin)." Efendimiz Hazretleri MAKAMAT'ında şöyle
buyurmuştur: "Resulullah (s.a.v.) Efendimiz Hadis-i Şerifinde "Eğer kardeşim
Musa sabretseydi, göklerin ve yerin bütün iç sırlarını (Melekutunu) keşfederdi."
Yani, eğer kardeşim Musa (a.s.) Hazreti Hızır (a.s.)'la beraber, oğlanın başını
kopardığında; gemiyi delip ayıplı kıldığında; duvarı doğrulttuğunda sabretse
idi, göklerin ve yerin melekutunu (sırları) elbette ona açılırdı" buyurdular.
Bir diğer Hadis-i Şerifinde de;"Sabreden zafere ulaşır" buyurmuşlardır. Yani her
türlü meşakkate (zorluklara) sabretmek sebebiyle istenene zaferle ulaşılır.
Sabrın neticesinde ne kâr var? Onu şu âyet-i kerime ile tefsir etmek mümkündür." (Resulüm!) Sabah ve akşam Rablerine, sırf onun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sabır ve sebat et."
- Kehf Suresi, âyet: 28. Bu âyet-i kerime:
"Ubudiyet (kulluk) makamı, risalet (peygamberlik) makamından büyüktür. Namazdaki "Ettahiyyaf'ta bu şöyle geçer:
Abduhu ve Resuluhu; yani Allah'ın (c.c.) kulu ve elçisi olan Hazreti Muhammed (s.a.v.) diye şahadette bulunuruz. Peygamberliğin sığınağı olan Hazreti Muhammed (s.a.v.) diye şahadette bulunuruz. Peygamberliğin sığınağı olan Hazreti Muhammed (s.a.v.) Efendimizin ubudiyeti (kulluğu) risaletinden (peygamberliğinden) önce gelir. Bu anlaşıldıktan sonra, bu âyet-i kerimede emr olunduğu üzere sabahtan akşama ve akşamdan sabaha kadar onlar Rab'lerini çağırırlar, dua ederler; "Eğer sen öyle olamaz isen onlarla beraber sabret." Ki onlar da peygamberler ve onların varisleri olan nuranî zatlardır; onlar da Rabbimi akşamdan sabaha, sabahtan akşama kadar çağırırlar. Eşiğe başlarını korlar, O'nu gözetler. Kullukta herkes sabit olamaz ki... Velilerin en yukarı makamı, makam-ı ubudiyettir, (kulluk makamıdır). Kulluk makamı her makamdan, hatta peygamberlik makamından yukarıdır.
Çünkü peygamberlik, Yüce Yaratıcının ihsanı; kulluk ise kulun kendisinin çalışmasıdır. İnsan kendi faaliyeti, çalışması ve gayreti ile Yüce Yaratan'ın kulluğuna çalışmalı ve kulluk üzerinde sabretmelidir. Şuhud Tecellilerinin çeşitleri vardır, kulluk makamı bunlardan yukarıdadır. Müridin vazifesi de edebdir. Kulluk makamında olan bir zât (vasıtası) ile sabretmeli ve sebat etmelidir ve Şeyhi'nin kulluk makamında olduğunu muhakkak bilmeli ve bize gereken onunla sabretmektir" diyerek şeyhine hürmeti vazife bilmelidir. Dünyanın sevgisini gönlünden çıkarmaya gayret edip çalışmalı, Şeriat-i Muhammediye'ye (İslâm dinine) bağlanmalı, vücudunu Şeriat-ı Muhammediye'ye teslim etmeli; kalbini de akşamdan sabaha, sabahtan akşama kadar kulluk makamında bulunan şeyhi ile Yüce Yaratıcı'yı kalben çağırmaya münhasır kılmalıdır.
Dünya sevgisini gönülden çıkarmanın çok önemli sayılmasının sebep ve hikmeti şudur: Hadis-i Şerifte "Dünya sevgisi her hatanın başıdır" buyurulduğundan; dünyaya sevgisi olan adamı, bu dünya sevgisi kulluk makamından olan şeyhiyle beraber sabretmeye müsaade etmez. Bir de bu yüce tarikatta kardeşlerine (ihvanına) hizmet etmek çok önemlidir. Mürid demelidir ki; falan kardeşim bu şerefe benden ziyade devam edip hizmete dayanmıştır. Zikir halkasına devamı benden fazladır diyerek kesmelidir. Zira dünya, Rabbini çağırmaya müsaade etmez. Zenginlik mani değildir, ancak dünya sevgisi engeldir.
İşte müridin
vazifesi bu 4 şeye fevkalâde bir özenle dikkat etmektir. Bunlar:
l.Şeriat-i
Muhammediye'ye (İslâm dinine) varlığını teslim ederek anlık ve fani sevgilerini
kesmek.
2.Şeyhinin hürmetine bağlı olmak.
3.Akşamdan sabaha ve sabahtan akşama kadar, kulluk makamında olan şeyhi ile Yüce
Yaratıcı olan Hazreti Allah'ı (c.c.) kalben çağırmaya kalbini tahsis etmek.
4.Sebepleri
açıklanmış olduğu üzere, kardeşlerine hizmet etmek.
Şayet bu 4 özellik bir adamda bulunursa, o adam kemâle ermiş kişilerden olur.